<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kobidestek.org &#187; Kişisel Gelişim</title>
	<atom:link href="http://kobidestek.org/kisisel-gelisim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kobidestek.org</link>
	<description>İş Fırsatları, Kişisel Gelişim, İş Fikirleri, Girişimcilik, Bayilik&#38;Franchising ve Destek Portalı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 14:20:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Çalışan kişilerin yüzde 65’inin başı ağrıyor</title>
		<link>http://kobidestek.org/calisan-kisilerin-yuzde-65inin-basi-agriyor/</link>
		<comments>http://kobidestek.org/calisan-kisilerin-yuzde-65inin-basi-agriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 14:03:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğba Ayaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hayatında Stres]]></category>
		<category><![CDATA[iş stresi]]></category>
		<category><![CDATA[Stres yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Stresle Başetmenin Yolları]]></category>
		<category><![CDATA[Stresten Kurtulmanın Yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kobidestek.org/?p=17763</guid>
		<description><![CDATA[<p>Yüksek katlı binalar, çalışanlara sağladıkları konfor, kaynakların ekonomik kullanımı, daha fazla insanı bir arada çalıştırma imkanı gibi olumlu katkılarının dışında birçok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Klimalardan kaynaklanan enfeksiyonlar, üst solunum yolu sorunlarının dışında, gökdelenlerde çalışanların en çok yakındıkları sağlık sorunlarının başında gerilim tipi baş ağrıları ve migren geliyor. Acıbadem Levent Tıp Merkezi Nöroloji Uzmanı [...]</p><p><a href="http://kobidestek.org/calisan-kisilerin-yuzde-65inin-basi-agriyor/">Çalışan kişilerin yüzde 65’inin başı ağrıyor</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek katlı binalar, çalışanlara sağladıkları konfor, kaynakların ekonomik kullanımı, daha fazla insanı bir arada çalıştırma imkanı gibi olumlu katkılarının dışında birçok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Klimalardan kaynaklanan enfeksiyonlar, üst solunum yolu sorunlarının dışında, gökdelenlerde çalışanların en çok yakındıkları sağlık sorunlarının başında gerilim tipi baş ağrıları ve migren geliyor. Acıbadem Levent Tıp Merkezi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Dağ, gökdelenlerde çalışan kişilerin yüzde 60-70’nin baş ağrısı şikayeti bulunduğunu, bunun da çoğunun gerilim tipi baş ağrısı ve migren olduğunu belirtiyor.<span id="more-17763"></span></p>
<h3>Migren beyin damarlarında ortaya çıkıyor</h3>
<p>İş dünyasının stresiyle gerilim tipi baş ağrıları çok fazla insanda görülüyor, iş stresinin etkilediği bir diğer hasta grubu da migreni olanlar. Migren baş ağrıları içinde en çok rastlanılan türü oluşturuyor. Doç. Dr. Serdar Dağ, migrenin beyin damarlarını ilgilendiren bir tip baş ağrısı olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Migren ağrısı özellikle de genç kızlarda daha fazla görülüyor. Eğer kişinin annesinde migren varsa, kızında da ortaya çıkabiliyor. Migren erkeklerde daha nadir bir şekilde ortaya çıkıyor, bunun nedeninin hormonal olduğu düşünülüyor. Migrenle beraber, hastada mide bulantısı, çarpıntı, kusma, görme bozukluğu gibi belirtiler olabiliyor. Migren hemen hemen her durumda gerilim baş ağrısı ile birlikte beraber ortaya çıkıyor.”</p>
<h3>Depresyon baş ağrısını tetikliyor</h3>
<p>Gerilim tip baş ağrısının psikolojik olup olmadığı sık sorulan bir soru. Eski yıllarda veremin tedavisi olmadığı için birçok insan bu hastalıktan hayatını kaybetmişti. Dolayısıyla sinir sistemi hastalığının tanısı ve tedavisi olmadığı için basit depresyona yakalanan insanlara, kendisine ve çevresine zarar vermemesi için uyuşturucu özelliği olan ilaçlar veriliyordu. Fakat son 15-20 yıldır depresyonun sinir sistemini idare eden sinirin biyokimyasının değişikliğinden kaynaklandığı anlaşıldığı için ilaçlarla tedavi edilebildiği ispatlandı. Soğukta kalan bir insan nasıl grip olabilirse yoğun iş stresi de insanın sinir sisteminin biyokimyasını bozuyor. Eğer insan takıntılıysa takıntısını artırıyor, sinirliyse daha da sinirli oluyor.</p>
<h3>Depresyon varsa ağrı 3-4 kat artıyor</h3>
<p>Depresyonda sinir sisteminin çalışması etkilendiği için vücuttaki arızalar 2-3 kat fazla algılanıyor. Dolayısıyla depresyonu olan insanlarda baş ağrısı da görülüyor. Migreni olanlarda baş ağrısı 3-4 kat fazla hissediliyor. Bu nedenle kronik geçmeyen baş ağrısının tedavisinde anti depresan kullanmanın şart olduğunu belirten Doç. Dr. Serdar Dağ, şu bilgileri veriyor:</p>
<ul>
<li>Depresyon psikolojik bir sorun gibi algılansa da sinir sisteminin gribidir ve tedavisi şarttır. Önemli olan bu gribi zatürreye çevirmemek, kronik, tedavisi zor bir hale sokmamak.</li>
<li>Ayrıca migren tipi baş ağrısında günümüzde tedaviden oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Örneğin çok başarıyla uyguladığımız botoks enjeksiyonu tedavisi migreni tamamen ortadan kaldırıyor. Herkese uygulanabiliyor.</li>
<li>Migren tipi baş ağrısında baştaki kasları uyaran sinirlerin uyarısıyla kaslarda aşırı kasılma ve spazm oluyor, hastada zonklayıcı şekilde baş ağrısı görülüyor. Başın arka kısmına, şakak kısmına, ön kısmına ve göz etrafına yaptığımız botoks kaslardaki spazmı önleyip ağrıları ortadan kaldırıyor.</li>
<li>İlaca cevap vermeyen vakalarda botoks enjeksiyon tedavisinin başarısı daha da fazla oluyor.</li>
</ul>
<p><span style="color: #888888;">Kaynak: Kadın Hayat</span></p>
<p><a href="http://kobidestek.org/calisan-kisilerin-yuzde-65inin-basi-agriyor/">Çalışan kişilerin yüzde 65’inin başı ağrıyor</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kobidestek.org/calisan-kisilerin-yuzde-65inin-basi-agriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başarıya giden yol nerede acaba?</title>
		<link>http://kobidestek.org/basariya-giden-yol-nerede-acaba/</link>
		<comments>http://kobidestek.org/basariya-giden-yol-nerede-acaba/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 14:06:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğba Ayaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[başarı için öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[Başarı Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[başarıya giden yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kobidestek.org/?p=17582</guid>
		<description><![CDATA[<p>İlkokuldan başlayıp üniversiteye kadar uzanan okul hayatı, hepimizin hayatını şekillendiren, gelişimimize çok şey katan ve bizi iş dünyasına hazırlayan çok önemli ve değerli bir süreç. Ancak okul hayatı boyunca aldığımız bilgi ve yetkinliklerin kişisel gelişimimiz ve geleceğe hazırlanmamız için tek başına yeterli olmadığı da bir gerçek. Geleceğin başarılı iş insanları olmak ya da seçeceğimiz yol [...]</p><p><a href="http://kobidestek.org/basariya-giden-yol-nerede-acaba/">Başarıya giden yol nerede acaba?</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlkokuldan başlayıp üniversiteye kadar uzanan okul hayatı, hepimizin hayatını şekillendiren, gelişimimize çok şey katan ve bizi iş dünyasına hazırlayan çok önemli ve değerli bir süreç. Ancak okul hayatı boyunca aldığımız bilgi ve yetkinliklerin kişisel gelişimimiz ve geleceğe hazırlanmamız için tek başına yeterli olmadığı da bir gerçek. Geleceğin başarılı iş insanları olmak ya da seçeceğimiz yol ne olursa olsun hakkını vererek yaşayabilmek için her alanda kendimizi geliştirmek büyük önem taşıyor. Kariyer yaşamım boyunca kendi deneyimlerim ve gözlemlediklerim doğrultusunda geleceğin başarılı çalışanları ve yöneticileri olabilmeniz için sizlerle kendimce bazı öneriler paylaşmak istedim.<span id="more-17582"></span></p>
<p>Her şeyden önce kendimize yatırım yapmalıyız. Bence kendine yatırımın yolu, okulda edindiğiniz bilgiler ya da iş ortamında kazandığınız deneyimlerle sınırlı kalmayıp yanında kültürel birikimimizi güçlendirecek şeyleri yapmaktan geçiyor. Bu zamanlar dışında kendinizi geliştirmek için farklı alanlarda çalışmalar yapmanız, kendinize emek harcamanız bence büyük önem taşıyor.</p>
<p>Çok okumak, dünya ve Türkiye gündemini yakından takip etmek, çevrenizde ve dünyada olan bitene karşı duyarlı ve bilinçli olmak her şeyin başı. Tarih, sosyoloji ve felsefeyle ilgilenmek, kişiliğinizin gelişiminde ve dünyaya bakışınızın genişlemesinde son derece olumlu etki edecektir.</p>
<p>Seyahat etmek, yeni yerler görmek her zaman keyifli, eğlenceli ve heyecan vericidir. Bu eğlenceli etkinliğin başarılanınızdaki yeri de yadsınamaz. Çok seyahat etmek, farklı insanları, bakış açılannı, farklı dil, kültür ve ülkeleri tanımak her zaman bakış açımızı genişletiyor. Kültürel birikiminizi artırmak için imkanlarınız dahilinde ve hatta imkanlarınızı zorlayarak dünyanın farklı yerlerini görmeye zaman ayırmanızı öneririm. Böylece global bir bakış açısı geliştirebilir, farklı kültürlerle çalışma, farklı sinerjiler yakalama şansı bulabilirsiniz.</p>
<p>Teknoloji ve bilişim, dünyayı ve yaşam tarzını hızla değiştiriyor, dönüştürüyor, özellikle son yıllarda yoğun biçimde hayatımıza giren sosyal ağlar, bireylerin her konuda daha katılımcı olmalarına ve değiştirmelerine yardımcı oluyor. Bu alanlarda da geride kalmamak, kendini geliştirmek ve teknolojiyi etkin kullanabilmek gerekiyor. Siz gençlerin elinizde teknolojiyle dünyayı değiştirme gücü var. Teknolojiyi tüketen bireyler olmaktansa her geçen gün daha çok üreten bireyler olmak için çaba harcayın.</p>
<p>Sadece zeki olmak, çok şey bilmek yetmiyor. Başarıyı yakalamak için cesur hareket etmelisiniz. Cesur olmanız, kendinizi çok iyi ifade etmeniz size her zaman güç kazandıracak, sizi daha iyi noktalara taşıyacaktır. Yeteneklerinizi fark edin, çok iyi yapabileceğiniz şeyleri seçip onların üzerine gidin. Bu alanlardaki başarılarınızı da sessizce fark edilmeyi beklemeden açıkça anlatmaktan çekinmeyin.</p>
<p>Sorumluluk alanınızı genişletmek, daha fazla sorumluluk üstlenmek için çabalamaksınız. Kendi yaptığınız işin yanında başka sorumluluklar almaya talip olun. Kendi iş tanımınızın dışına çıkacak projelere katılın. Elinizden geldiğince daha fazla üst seviyede daha stratejik kararların içinde yer alabileceğiniz projelere dahil olun. Gerek günlük yaşamınızda gerekse sosyal ağlarda, planlı bir şekilde sosyal ağ kurmak, doğru insanlarla bağlantı ve ilişkiler kurmak da çok önemli. İçinizdeki cevheri ortaya koyabileceğiniz ortamı yakalamanız gelecekteki başarınızda size büyük oranda yardımcı olacaktır.</p>
<p>He şeyi ben bilirim, kimsenin bana bir şey söylemesine ihtiyacım yok’ diye düşünmeyin. Karşınızdakileri dinlemeye özen gösterin. Yorum ve eleştirilere açık, yeni düşüncelere karşı önyargısız olmak için çaba gösterin.</p>
<p>Son ama belki en önemli önerim: İş hayatında ne istediğinizi ve hangi işleri sevdiğinizi keşfedin. Sevdiğiniz bir işi yaptığınız zaman, işinizi bir hobi olarak görebilirsiniz. Hobilerinizi geliştirmek için nasıl farklı çalışmalar yapıyorsanız, işinizi de severek yaptığınız sürece başarıyla ve geliştirerek yapabilirsiniz. Ne yaparsanız yapsın, o işi kaliteli yapmak ve işe değer katmak için elinizden geleni yapın. 8u da zaman içinde sizi başarıya taşıyacak ve işinizde yükselmenizi sağlayacaktır.</p>
<p><span style="color: #888888;">Kaynak: Fikir Avcısı</span></p>
<p><a href="http://kobidestek.org/basariya-giden-yol-nerede-acaba/">Başarıya giden yol nerede acaba?</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kobidestek.org/basariya-giden-yol-nerede-acaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başarılı reklam için yaratıcılık şart</title>
		<link>http://kobidestek.org/basarili-reklam-icin-yaraticilik-sart/</link>
		<comments>http://kobidestek.org/basarili-reklam-icin-yaraticilik-sart/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2012 07:21:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğba Ayaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Başarılı Reklamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Reklamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam Kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam Sektörü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kobidestek.org/?p=17315</guid>
		<description><![CDATA[<p>Basın ilanlarının değerlendirildiği Kırmızı Ödülleri’nin her yıl artan ilgiyle karşılaştığına dikkat çeken Hürriyet Gazetesi Reklam Grup Başkanı Ayşe Sözeri Cemal, bunun nedeninin yaratıcılığın ödüllendiril-mesinde yattığını belirterek, “Yaratıcılık reklamın en önemli silahı” dedi. Basın reklamlarında ‘yaratıcılığı’ ödüllendiren Kırmızı’nın, reklam sektörünün en prestijli ödüllerinden biri haline geldiğini söyleyen Hürriyet Gazetesi Reklam Grup Başkanı Ayşe Sözeri Cemal, “Yaratıcılık [...]</p><p><a href="http://kobidestek.org/basarili-reklam-icin-yaraticilik-sart/">Başarılı reklam için yaratıcılık şart</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Basın ilanlarının değerlendirildiği Kırmızı Ödülleri’nin her yıl artan ilgiyle karşılaştığına dikkat çeken Hürriyet Gazetesi Reklam Grup Başkanı Ayşe Sözeri Cemal, bunun nedeninin yaratıcılığın ödüllendiril-mesinde yattığını belirterek, “Yaratıcılık reklamın en önemli silahı” dedi.<span id="more-17315"></span></p>
<p>Basın reklamlarında ‘yaratıcılığı’ ödüllendiren Kırmızı’nın, reklam sektörünün en prestijli ödüllerinden biri haline geldiğini söyleyen Hürriyet Gazetesi Reklam Grup Başkanı Ayşe Sözeri Cemal, “Yaratıcılık reklamın en önemli silahı. Bu yıl 61 ajanstan 605 reklam yarıştı. Başarının arkasındaki en önemli etken Kırmızı’nın ‘samimi’ olması. Bazı değişikliklere hazırlanıyoruz” dedi.</p>
<h3>En önemli ‘silah’</h3>
<p>Ayşe Sözeri Cemal, sadece basın ilanlarının değerlendirildiği Kırmızı Ödülleri’nin her yıl artan ilgiyle karşılaşmasının nedeninin yaratıcılık’ın ödüllendirilmesi olduğunu söylüyor. Geçen yıl Kırmızı Ödülleri için 61 ajanstan 605 reklamın yarıştığını hatırlatan Ayşe Sözeri Cemal, şöyle konuştu: “Yaratıcılık reklamın en önemli silahıdır. Müşterinin amacına göre hazırlanmış, müşterinin iş başarısına katkı sağlayacak reklam, doğru yaratıcılıkla etkisini en üst seviyeye çıkarabilir. 9 yılda gelinen noktada yarışmanın bu kadar büyük ilgi görmesinin bir diğer nedeni de Kırmızı’nın reklamcının meslek hayatının içinde ve hayatı onunla paylaşan bir marka olabilmesi. Üstelik, marka yaşam eğrisinde çok kısa bir süreyi kapsayan dokuz yılda bu noktaya geldi. Eğer bu bir başarıysa, arkasındaki en önemli etken Kırmızı’nın ‘samimi’ olmasıdır.”</p>
<h3>Profesyonel süreç</h3>
<p>Ayşe Sözeri Cemal, Kırmızı’nın başarısının ardındaki diğer sebepleri de şöyle sıraladı: “Kırmızı ekibi olarak işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Jüri toplantısından ödül törenine, her işte olabileceğin en iyisini yapmaya gayret sarfediyoruz. Özellikle jüri toplantıları ve ödül törenleri dünyada benzerleri arasında en profesyonel düzenlenenlerden. İnsanların ödüllendirilmeyi, eğlendirilmeyi ve kendileri için bir şeyler yapılmasını sevdiklerini unutmamak lazım. Bunların iyi yapılması da marka başarısı getiriyor.”</p>
<h3>Teşvik edici etki</h3>
<p>Reklam yarışmalarının sektöre en önemli katkısının ‘teşvik etmek’ olduğunun altını çizen Ayşe Sözeri Cemal, “Yaşamın hangi alanında olursa olsun motivasyonun olumlu anlamda itici gücü var. Bu ekonomik bir gerçek ve iş yaşamında daha da belirgin. Reklam yarışmalarının sektöre en önemli katkısı ‘teşvik edici’ olması” diye konuştu.</p>
<h3>10’uncu yılda değişim</h3>
<p>Kırmızı’nın önümüzdeki yıl 10’uncu yılına erişeceğini hatırlatan Ayşe Sözeri Cemal şunları söyledi: “10’uncu yıl önemli bir dönüm noktası. Bu yüzden önümüzdeki yılın yarışmasında bazı değişiklikler olacak. Üzerinde çılışıyoruz. Değişikliklere tek başımıza karar vermeyeceğiz. Sektörün katkısını ve katılımını sağlamak için arama toplantısı yapacağız. Bu toplantıda Kırmızı’yı her yönü ile masaya yatıracağız ve Kırmızı’nın ikinci on yılında nasıl bir yol takip etmesi gerektiğini konuşacağız. Bu toplantıdan önemli stratejik yönlendirmeler çıkacak. Bunlara göre alacağımız kararları da zamanı gelince sektörle paylaşacağız.”</p>
<h3>Kırmızı’nın geniş bir coğrafyası var</h3>
<p>Kırmızı’nın geniş bir dünyası olduğunu bunu üç ana coğrafyada ayrılabileceğini kaydeden Ayşe Sözeri Cemal şöyle konuştu: “Biri yarışma, diğeri profesyonellere yönelik projeler ve üçüncüsü de gençlere ve öğrencilere yönelik projeler. İlk sıradaki yarışma ve ödül töreni, Kırmızı’nın en çok bilinen yanları kabul edilebilir. İkinci ana coğrafyada Kırmızı’nın reklam profesyonellerine yönelik işleri var. İki ayda bir yayınlanan Kırmızı Dergi, kirmizidergi.com sitesi, derginin i-Pad ve Android tablet uygulamaları sıralanabilir. Kırmızı Bülten dokuz binden fazla kişiye haftalık e-posta ile gönderiliyor. Yıllık yayınlanan Kırmızı Kitap, her yıl ödül kazananlarla birlikte yurtdışına yapılan Kırmızı geziler sektör temsilcilerini hem biraraya getiriyor hem de ufuk açıcı oluyor. Kırmızı’nın üçüncü faaliyet alanı, sektöre girme planı yapan üniversite öğrencilerine yönelik projeler. Bunlar, her yıl Türkiye genelinde 20 civarında işletme ve güzel sanatlar fakültesinde düzenlenen Kırmızı Sergiler, Reklamcılık Vakfı işbirliği ile sektörden bir usta ve üniversite öğrencileriyle düzenlenen Kırmızı Kalem atölye çalışmaları ve yine Reklamcılık Vakfı ile sadece üniversitelere açık olan Genç Kırmızı yarışması.”</p>
<h3>534 üniversite öğrencisine ulaştık</h3>
<p>Kırmızı’nın geçen yıl sadece yarışma ayağında 123 reklam ajansına, 534 iletişim ve güzel sanatlar öğrencisine eriştiğini söyleyen Ayşe Sözeri Cemal, “Bunun dışında ödül törenine katılan 1099’dan fazla kişiyi, Kırmızı’nın yıl boyunca devam eden Yaratıcılık Bülteni ve Kırmızı Dergi yayınlarını düşünürsek ne düzeyde bir kapsamdan bahsettiğimiz çok net ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.</p>
<h3>Kırmızı’da bu yıl , 605 ilan yarıştı</h3>
<ul>
<li>Kırmızı Ödülleri’nde bu yıl 61 ajans, 605 ilanla,</li>
<li>Kırmız Bölge’de 62 ajans, 418 ilanla,</li>
<li>Hürriyet Özel Ödülü’nde 114 reklamcı, 122 ilanla,</li>
<li>Genç Kırmızı’da 29 üniversiteden 474 öğrenci 150 ilanla,</li>
<li>Kırmızı Kalem Eğitimleri’nde 60 öğrenci, 30 ilanla yer aldı.</li>
</ul>
<h3>‘Kırmızı’lık reklam</h3>
<p>Ayşe Sözeri Cemal, şunları kaydetti: “Bu yarışma 2003’ten bugüne ‘marka olabilme’ başarı öyküsüdür. Bu iddia sadece yarışmaya katılımların çokluğuna veya ödül törenlerine gelenlerin sayısına dayanmıyor. Reklamcıların aralarındaki sohbetlerinde iyi bir basın reklamını “Kırmızılık” şeklinde tarif etmeleri, Kırmızı’nın marka olduğunun en iyi göstergesi.”</p>
<h3>Kırmızı ortakları</h3>
<p><strong>Bu yıl gerçekleştirilen Kırmızı Ödüleri ortakları:</strong> Ağaoğlu, Banvit Kırmızı, Dream Home, Golden Bay, Mey İçki, Teknosa, Tergan, Ülker, Volkswagen.<br />
<strong>Destekçiler:</strong> Beymen, Bumads, VIP Turizm.</p>
<h3>Anadolu’nun yaratıcı potansiyelini de ortaya çıkarıyoruz</h3>
<p>İstanbul dışında da müthiş bir yaratıcı potansiyel olduğunu söyleyen Ayşe Sözeri Cemal şöyle devam etti: “Ama ne yazık ki bu potansiyelden yeterince yararlanılmıyor. Kırmızı Bölge bu potansiyelin altını çizmek, ortaya konulan başarılı işleri ve bu işleri gerçekleştiren reklamcıları ödüllendirmek, teşvik etmek için ortaya çıktı. İstanbul dışındaki firmalara reklamın bu gücünü gösterebilmek, ajanslarının yaratıcı çalışmalarına destek olmaları gerektiğini vurgulamak için Kırmızı Bölge geçtiğimiz yıl ilk adımını attı.”</p>
<p><span style="color: #888888;">Kaynak: Hürriyet</span></p>
<p><a href="http://kobidestek.org/basarili-reklam-icin-yaraticilik-sart/">Başarılı reklam için yaratıcılık şart</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kobidestek.org/basarili-reklam-icin-yaraticilik-sart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Girişkenlik mi, yüzsüzlük mü?</title>
		<link>http://kobidestek.org/giriskenlik-mi-yuzsuzluk-mu/</link>
		<comments>http://kobidestek.org/giriskenlik-mi-yuzsuzluk-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 15:25:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğba Ayaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Başarılı İş Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Girişkenlik Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hayatında Girişkenlik]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hayatında Yüzsüzlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kobidestek.org/?p=17097</guid>
		<description><![CDATA[<p>Toplumların ritüel haline gelmiş algıları ve kabul edilmiş anlayış kalıpları yüzün neye benzemesi gerektiğini oluşturur. Yaşadığınız toplum içerisinde bu yüz biçimine yavaşça uyarlanırsınız. Uyarlanmaz iseniz yüzsüz, uyarlanırsanız normal ve onlardan olursunuz. Bu durumun üstesinden gelebilecek bireylerin, bu suratların biçimlerini ezbere bilmesi ve okuması gerekir. Eğer tiyatral yeteneğiniz kuvvetli değil ise yer yer yüzsüz kabul edilebilirsiniz. [...]</p><p><a href="http://kobidestek.org/giriskenlik-mi-yuzsuzluk-mu/">Girişkenlik mi, yüzsüzlük mü?</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumların ritüel haline gelmiş algıları ve kabul edilmiş anlayış kalıpları yüzün neye benzemesi gerektiğini oluşturur. Yaşadığınız toplum içerisinde bu yüz biçimine yavaşça uyarlanırsınız. Uyarlanmaz iseniz yüzsüz, uyarlanırsanız normal ve onlardan olursunuz.<span id="more-17097"></span></p>
<p>Bu durumun üstesinden gelebilecek bireylerin, bu suratların biçimlerini ezbere bilmesi ve okuması gerekir. Eğer tiyatral yeteneğiniz kuvvetli değil ise yer yer yüzsüz kabul edilebilirsiniz. Yada surattan surata girip her ortamda kabul edilebilen yüzlere ulaşabilirsiniz. Peki tiyatral yeteneğe sahip olmamak girişimcinin yoluna engelmidir? Tabiki hayır.</p>
<p>Girişimcinin yüzsüz olması gerekmektedir. Her ortamda yadırganan, asla “bu bizden” denmeyecek bir yüze sahip olmalıdır. Çünkü o değişik düşünüp değişik davranabilendir. Kabul etmemişliğin getirdiği geniş bakış açısıyla problemlere farklı çözümler getirebilendir. Yenilik diye tabir edebileceğimiz daha önce var olmamış oluşumları “görmeden” oluşturabilmek veya başka yerlerde oluşturulmuş modelleri “anlamadan” kendi yaşadığı yere getirmesi imkansızdır. Bu yüzden olaylara kutunun dışarısından bakabilmelidir. Yüzsüzlük şarttır.</p>
<p>Bu yüzsüzlüğü kabul edip toplumun içerisinde yaratık gibi dolaşmak ise cesaret gerektirir. Dolayısıyla yüzsüzlük ile paralel doğrultuda ilerleyen “cesaret” de girişimcinin en temel ihtiyaçları dahilindedir.</p>
<ul>
<li>Bütün bunlara göğüs germek ve bu yola girmek ise yaptığı işe “inanmak” gerektirir.</li>
<li>Yolda ilerlemek için ise “istikrar” gerekir. Bu istikrar sizin başarınıza somutluk getirir.</li>
<li>İstikrarı destekleyen dayanma gücü ve kuvvetinide “inanç” destekler.</li>
</ul>
<h3>Sonuç;</h3>
<ul>
<li>Siz onlardan olmayın.</li>
<li>Kutunun dışarısından bakabilmeyi öğrenin. Böylece görebilir ve anlayabilirsiniz.</li>
<li>Cesaretinizi sürekli besleyin.</li>
</ul>
<h3>Eğer bir iş yapacaksanız. O işe inanın. Kendinize inanın. Sonunda kandırdığınız tek kişi kendiniz olursunuz.</h3>
<ul>
<li>İstikrarlı olmak kendinizi terbiye etmek ve istemekten geçiyor. İstemeyi bildiğiniz kadar bunu hak etmeyide bilmelisiniz.</li>
<li>Herzaman sizi destekleyen bir güç vardır. Bu güce inanın ve güvenin.</li>
</ul>
<p><span style="color: #888888;">Kaynak: Girişimo</span></p>
<p><a href="http://kobidestek.org/giriskenlik-mi-yuzsuzluk-mu/">Girişkenlik mi, yüzsüzlük mü?</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kobidestek.org/giriskenlik-mi-yuzsuzluk-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siz neden kendi işinizi kuramıyorsunuz?</title>
		<link>http://kobidestek.org/siz-neden-kendi-isinizi-kuramiyorsunuz/</link>
		<comments>http://kobidestek.org/siz-neden-kendi-isinizi-kuramiyorsunuz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 09:58:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğba Ayaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik Destekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Girişimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi İşini Kurmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kobidestek.org/?p=17023</guid>
		<description><![CDATA[<p>Her yıl bir çok kişi kendi işini kurmaya karar verir. Bir çoğu başarılı olur. Biz bayanlar neden kendimize şu soruyu sormuyoruz &#8220;Ben neden kendi işimi kurmuyorum?&#8221; Belki de karar verdiğimiz de bu yolculuğun çok zor olacağını düşünüyoruz. Tabi ki de hiç kimse iş kurmanın kolay bir iş olduğunu iddia edecek durumda değildir ve bir çok [...]</p><p><a href="http://kobidestek.org/siz-neden-kendi-isinizi-kuramiyorsunuz/">Siz neden kendi işinizi kuramıyorsunuz?</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl bir çok kişi kendi işini kurmaya karar verir. Bir çoğu başarılı olur. Biz bayanlar neden kendimize şu soruyu sormuyoruz &#8220;Ben neden kendi işimi kurmuyorum?&#8221; Belki de karar verdiğimiz de bu yolculuğun çok zor olacağını düşünüyoruz. Tabi ki de hiç kimse iş kurmanın kolay bir iş olduğunu iddia edecek durumda değildir ve bir çok girişimcide bu zorlu yolda başarısız olduğu da doğrudur. Ancak başarılı olduğumuzda başarının bize getireceklerini düşünelim. Maddi getirisinin yanında, bir işi kendimizin başarmış olduğunu bilmenin tatmini; kendi zamanınızın hakimi olmanın özgürlüğü; müşteri sayısı artıkça alabileceğimiz keyif ve onlardan gelen taktirler. Bu saydıklarımız bile bizleri girişimci olmaya çekmelidir.<span id="more-17023"></span></p>
<p>Türkiye&#8217;de çalışmayan bayanların yaşam alanlarının çok daraltıldığını düşünüyorum. Evde olan çoğu bayan dışarı sadece alışveriş yapmak ve çocuklarını okula götürmek için çıkıyorlar. Oysa evde hiçbir makinenin yapamayacağı güzellikte ürünler çıkarıyorlar. Ama yaşam alanları o kadar kısıtlı ki bu yaptıklarını sadece komşuları ve akrabaları görüyor. Oysa bu bayanları evlerinden dışarı çıkarıp, bu güzel ürünleri nasıl başkalarına da gösterebileceklerini öğretsek. Hepsinden çok başarılı girişimciler olabileceğinden eminim. ‘Tabi bu söylediklerin çok güzel ama en önemli faktör olan maddiyat ne olacak’ dediğinizi duyar gibiyim. Evet haklısınız finansal kaynak çok önemli ancak bu finansal kaynağı planlamak ve yönetmekte çok önemlidir. Eğitim ve finansal kaynak bir araya geldiğinde hepimiz kendi işimizi kurabiliriz.</p>
<p>Bu zorlu yolda yanınızda olmak ve girişimci olmak için nelerin gerekli olduğunu öğretmek, küçük sermaye ihtiyacınızı karşılamak ve müşterilerinize ulaşabileceğiniz koşulları sağlamak. Tüm bu faktörler bir araya geldiğine göre tüm bayanların başarılı girişimci olabileceğini düşünüyorum.</p>
<p><span style="color: #888888;">Kaynak: İşimiz Gücümüz İstihdam</span></p>
<p><a href="http://kobidestek.org/siz-neden-kendi-isinizi-kuramiyorsunuz/">Siz neden kendi işinizi kuramıyorsunuz?</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kobidestek.org/siz-neden-kendi-isinizi-kuramiyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mülakatta diğerlerinden farklı olun, şansınızı artırın</title>
		<link>http://kobidestek.org/mulakatta-digerlerinden-farkli-olun-sansinizi-artirin/</link>
		<comments>http://kobidestek.org/mulakatta-digerlerinden-farkli-olun-sansinizi-artirin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 06:44:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğba Ayaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Etkili CV Hazırlama]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Bir CV Nasıl Hazırlanır?]]></category>
		<category><![CDATA[Mülakatta Yapılmaması Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[mülakatta yapılması gerekenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kobidestek.org/?p=17019</guid>
		<description><![CDATA[<p>Hepimiz bir kariyer hedefi ile mezun oluruz. Nerede çalışmak istediğimiz, tercihlerimiz, kendimize uygun gördüğümüz pozisyon ve alternatiflerimiz üzerine kafa yorarız. Yakınlarımız, arkadaşlarımız ile nasıl bir işte çalışmak istediğimiz ve o işten beklentilerimiz hakkında uzun uzun sohbetler yapar, ne istediğimizi çok iyi anlatırız. Sıra, işverende ilk izlenimi bırakacak olan özgeçmişimizi hazırlamaya gelince heyecan duyduğumuz mesleki ilgi [...]</p><p><a href="http://kobidestek.org/mulakatta-digerlerinden-farkli-olun-sansinizi-artirin/">Mülakatta diğerlerinden farklı olun, şansınızı artırın</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hepimiz bir kariyer hedefi ile mezun oluruz. Nerede çalışmak istediğimiz, tercihlerimiz, kendimize uygun gördüğümüz pozisyon ve alternatiflerimiz üzerine kafa yorarız. Yakınlarımız, arkadaşlarımız ile nasıl bir işte çalışmak istediğimiz ve o işten beklentilerimiz hakkında uzun uzun sohbetler yapar, ne istediğimizi çok iyi anlatırız. Sıra, işverende ilk izlenimi bırakacak olan özgeçmişimizi hazırlamaya gelince heyecan duyduğumuz mesleki ilgi alanımızı, eğitimimizi, deneyimlerimizi anlatmakta ve kendimizi ifade etmekte zorlanırız.<span id="more-17019"></span></p>
<p>Özgeçmişimizi hazırlarken üzerinde uzun uzun düşünürüz. Hatta bazen işin içinden çıkamadığımız duygusuna kapılır, internette etkin bir özgeçmiş hazırlama konusunda ipuçları ararız. Ancak internet günümüzün bilgi kaynağı olarak etkin bir araç olsa da doğru veya yanlış olan birçok özgeçmiş örneği ile bizleri baş başa bıraktığı için, özgeçmişimiz üzerinde saatlerimizi de harcasak, kelimelerimizi özenle de seçsek etkin bir CV hazırladığımızdan yine de emin olamayız. Kendimizi iyi ifade eden etkin bir CV hazırladığımızı düşünüp ilgimizi çeken pozisyonlara başvurular yaparız ve beklemeye başlarız. Yapılan başvurulardan ancak birkaçı geri döner veya dönmez. İşte o zaman merak eder ve sorgulamaya başlarız. Sanırım birçoğumuz, “ Neden? ” sorusunu kendimize bir çok defa sormuşuzdur. Bu durumda yapılması gereken şey, işverenin neden özgeçmişimizi atlamış olabileceği ve değerlendirmeye almadığı üzerine düşünüp özgeçmişimizi tekrar gözden geçirmemizdir. Özgeçmişimize işveren gözüyle bakmamız gerekir. Bu yüzden kendimizi onların yerine koyalım ve kendi iç sesimiz ile şu soruları soralım;</p>
<ul>
<li>Özgeçmişim güncel mi ?</li>
<li>Özgeçmişim beni yansıtıyor mu ? ( Bu kısım çok önemli. Sizi yansıtmayan bir CV, mülakat şansınızı yok edebilir. Bu yüzden mümkün olduğunca kendinizi tanıtan ve gereksiz bilgilerden kaçınan özet ama net bir fikir verebilen bir CV hazırlamak gerekir.)</li>
<li>Sorumluluklarımı yerine getirebilecek bir aday olduğumu özgeçmişimden çıkarabiliyor mu?</li>
<li>Karşılaşacağım sorunların üstesinden gelebileceğim izlenimini veriyor muyum?</li>
<li>Şirket kültürüne uygun bir aday profili çiziyor muyum?</li>
<li>Çalışacağım pozisyonda şirkete katabileceklerim konusunda işverenler net bir fikre sahip olabiliyor mu ?</li>
<li>Eğitimim ve yabancı dilim ( dil gerekiyorsa ) ve bilgisayar becerilerim başvurduğum pozisyon için yeterli mi ?</li>
<li>Doğru ilanlara mı başvuruyorum?</li>
<li>Yetiştirmek üzere beni işe alabilecekleri bir pozisyon mu? Yoksa deneyim ve bilgi birikiminin şart olduğu bir pozisyon mu?</li>
<li>Başvurduğum firma yaşadığım yere uzak mı?</li>
<li>Başarılarımı net olarak ifade edebildim mi?</li>
</ul>
<p>Özgeçmişinizde dikkat etmeniz gereken diğer hususları sıralarsam;</p>
<p><strong>CV’ imizi her zaman güncel tutmalıyız.</strong> Çünkü online ortamda, CV’ ler güncelleme tarihine göre sıralanır. İşverenler de özgeçmişleri bu sıraya göre değerlendirmeye alır veya es geçer. Listenin başında yer almak değerlendirilme şansınızı oldukça artırır.</p>
<p>CV’nizi güncellediniz artık listenin başlarında yer aldığınıza eminsiniz. Peki, şansınızı daha fazla nasıl arttırabilirsiniz ?</p>
<p><strong>Anahtar kelimelere dikkat ederek CV oluşturmalıyız.</strong> CV taraması yapılırken adayın yaşadığı yer, eğitim durumu, askerlik durumu, eğitim bilgileri, geçmiş iş deneyimleri, çalıştığı sektör veya pozisyona göre arama yapıldığı gibi, işveren görmek istediği açıklamalara ve bilgilere ulaşmak için CV’ leri anahtar kelimelere göre de aratabilir. Bu yüzden bildiğimiz programları, seminerleri, kursları, iş tanımına çalıştığımız pozisyona dair sorumluluklarımızı eksiksiz bir şekilde yazmamız gerekir.</p>
<p>Örneğin, İç Mimar pozisyonunda çalışacak bir aday aranıyor. CV taraması yapılırken, X kadar deneyimi olan, bir üniversitede x bölümünde okumuş, firmaya yakın x semtte oturan diye aratmak dışında, firma Autocad ve Kitchendraw bilen adaylarla çalışmak istiyorsa anahtar kelimeye kitchendraw ve Autocad yazılarak arama yapılabilir. Bu yüzden, deneyimi olan ancak bildiği programları açık bir şekilde ifade etmemiş adaylar ne yazık ki arama sonuçlarında çıkmayarak mülakat şanslarını kaybetmiş olurlar. Bu yüzden bilgilerin eksik olmamasına çok özen göstermek gerekir.</p>
<p><strong>Pozisyona göre eğitimleri vurgulamalıyız.</strong> Başvurduğumuz pozisyonla ilgili alınan eğitimleri, eğitimler kısmında en başa yazarak okuyucunun dikkatini çekmek, işi kapma şansınızı arttırır.</p>
<p><strong>Başarılarımızı ifade etmeliyiz.</strong> “ Başarıları ifade etmek mi ? Yaptıklarım başarı sayılır mı ? “diyenleriniz çoktur sanırım. Başarı denince akla ilk, yeni mezun arkadaşlarım için, sınavdaki başarılar, mezuniyet derecesi, iz bırakan projeler gelebilir. Mesleki deneyimi olan arkadaşlarım için başarı, bir ürün için pazar araştırması yapmak, tüketicilerin nabzını yoklamak, çıkan verilere göre bir yol izlemek ve satışı %40 arttırmak olabilir.</p>
<p>Ancak başarı denince akla sadece ödül, proje, sınavlar, satışta % x kadar artış sağlamak gibi olgular gelmemelidir. Başarı; ilgi duyulan spor dalında ve ya satranç turnuvasında alınan bir ödül de olabilir, gönüllü faaliyetlerde aktif rol almak, bir konferansta konuşmacı olarak yer almak da…<br />
Herkesin başarısı, ilgi alanına göre değişir. Önemli olan başvurulan pozisyona ve kariyer hedefine uygun bir başarının vurgulanmasıdır. Böylece özgeçmişiniz diğer sıradan özgeçmişlerden sıyrılmış ve okuyanda merak uyandırmış olur.</p>
<p><strong>Tarihlere ve yazım hatalarına dikkat etmek önemlidir.</strong> Mezuniyet tarihimizi, eğer paylaşıyorsak mezuniyet derecemizi, işe giriş ve çıkış tarihlerimizi doğru vermek ve tarihleri unutmamak gerekir. Aksi takdirde mülakat sırasında, mezuniyet tarihimiz veya işe başlangıç/çıkış tarihlerimiz konusunda hata varsa, ya da o an hatırlayamadıysanız karşı taraf bunu bir çelişki veya ciddiyetsizlik olarak algılar. “ Yanlışıkla yazmışım herhalde.” , “ CV’de paylaştım ama şuan net işe giriş tarihimi hatırlamıyorum.” Gibi cevaplar karşı tarafta iyi bir izlenim bırakmaz. Özgeçmişimizin bizi yansıttığını unutmamalıyız.</p>
<p><strong>Yanlış izlenim verme korkusu ve deneyimlerin azımsanması…</strong> Dikkat edilmesi gereken ve adayların çoğunlukla çekimser kaldığı bir diğer ve son konu ise, tüm deneyimlerin CV’de paylaşılmaması. Bunun iki sebebi var; bir yerde uzun süre çalışamadığı izlenimi verme korkusu ya da azımsanan deneyimler… Konu deneyimlere geldiğinde adaylar bazı deneyimleri CV’de paylaşmadıklarını ve mülakat sırasında sırası gelince anlatmayı tercih ettiklerini ifade ediyorlar. “ Burada çok kısa süre çalıştığım için CV’ ye son çalıştığım firmayı/firmaları yazmadım.” diyen adaylar ile çok karşılaşıyorum. Ancak, tüm deneyimler mutlaka paylaşılmalı. Çünkü bu bilgiler işverene, adayın iş ile ilgili gözlem yapma fırsatı bulduğu, işle ilgili sorumluluklarını bildiği ve az da olsa bir deneyimi olduğu ip ucunu verir. İşveren doğru işe doğru insan yönlendirdiğinden emin olmak için kısa süren deneyimleriniz üzerinde mutlaka duracaktır ve işten neden ayrıldığınızı soracaktır. Burada adaydan beklenen tek şey, sakin bir tavırla ve makul bir dille işten ayrılma sebebinin paylaşılmasıdır.</p>
<p><span style="color: #888888;">Kaynak: İşimiz Gücümüz İstihdam</span></p>
<p><a href="http://kobidestek.org/mulakatta-digerlerinden-farkli-olun-sansinizi-artirin/">Mülakatta diğerlerinden farklı olun, şansınızı artırın</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kobidestek.org/mulakatta-digerlerinden-farkli-olun-sansinizi-artirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın girişimciler artık daha da avantajlı</title>
		<link>http://kobidestek.org/kadin-girisimciler-artik-daha-da-avantajli/</link>
		<comments>http://kobidestek.org/kadin-girisimciler-artik-daha-da-avantajli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 13:57:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğba Ayaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Girişimciler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın girişimcilere destekler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın girişimcilere imkanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kobidestek.org/?p=16972</guid>
		<description><![CDATA[<p>Kadın girişimcilerin farklı özelliklerini inceleyecek olursak, onları erkek girişimcilerden ayıran başlıca özellikleri şöyle sıralayabiliriz: Erkeklere oranla daha kontrollü risk alıyorlar, Plan yapmadan harekete geçmiyorlar Duygusal zekaları ve iletişim becerileri daha yüksek, Önlerine çıkan engeller için daha yapıcı çözüm üretebiliyorlar. Bu özellikler kadın girişimcilerin avantajları olarak da görülebilir. Erkeklere göre dezavantajları ise; Genellikle küçük ölçekli işlerin [...]</p><p><a href="http://kobidestek.org/kadin-girisimciler-artik-daha-da-avantajli/">Kadın girişimciler artık daha da avantajlı</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın girişimcilerin farklı özelliklerini inceleyecek olursak, onları erkek girişimcilerden ayıran başlıca özellikleri şöyle sıralayabiliriz:<span id="more-16972"></span></p>
<ul>
<li>Erkeklere oranla daha kontrollü risk alıyorlar,</li>
<li>Plan yapmadan harekete geçmiyorlar</li>
<li>Duygusal zekaları ve iletişim becerileri daha yüksek,</li>
<li>Önlerine çıkan engeller için daha yapıcı çözüm üretebiliyorlar.</li>
<li>Bu özellikler kadın girişimcilerin avantajları olarak da görülebilir.</li>
<li>Erkeklere göre dezavantajları ise;</li>
<li>Genellikle küçük ölçekli işlerin kadınlar için uygun bulunması</li>
<li>Çalışan kadının yaşadığı dezavantajların girişimci kadın için de geçerli olması</li>
<li>Girişimci kadın olmakla birlikte, annelik, ev kadınlığı, eş gibi diğer görevlerini de eşzamanlı yürütmek zorunda olması,</li>
<li>Gayrimenkul ve mevduatların yalnızca yüzde 9’unun kadınlara ait olması nedeniyle, iş kurarken finansman problemi yaşamaları şeklinde sıralanabilir. Ancak bunlar aşılmayacak sorunlar değil…</li>
</ul>
<h3>Başarmayı İstemek</h3>
<p>Bugün birçok kadının, tüm bu engelleri aşarak, başarılı işletmeler yaratmış olduklarını görüyoruz. Bu noktada kadınların yapmaları gereken en önemli şeyin, “başarmayı istemek” olduğunu düşünüyorum. Günümüzde, girişimci kadınları destekleyen sivil toplum ve kamu kuruluşlarının olması ise büyük avantaj. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:</p>
<ul>
<li>Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı. Maya İktisadi İşletmesi ile Mikro kredi olanağı tanıyor.</li>
<li>Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER). Hem <u>girişimcilik</u> eğitimleri, hem de sonrasındaki mentorluk programıyla kadın girişimcileri destekliyor.</li>
<li>Kadın Girişimci İş Geliştirme Merkezleri. Kadınlara hem danışmanlık hem de işlik tahsis ediyor.</li>
</ul>
<p>Bu noktada kadın girişimciler için verebileceğim tavsiye, öncelikle bir iş fikri bulmaları ve hedeflerine doğru adım atmaya başlamaları olacaktır. Daha önce de belirttiğim gibi, girişimciliğin erkeğe yakıştırılan bir kavram olması nedeniyle, toplumdan, yakın çevrenizden olumsuz geri dönüşler alabilirsiniz. Ama unutmamanız gereken bir şey var ki; girişimcilik, sebat etmektir. Bu nedenle sabırlı olun, eleştirilere kulak asmayın, hedefinize emin adımlarla yürüyün. Bir süre sonra, sizi eleştirenler en kuvvetli destekçileriniz olacaktır.</p>
<p><span style="color: #888888;">Kaynak: İşimiz Gücümüz İstihdam</span></p>
<p><a href="http://kobidestek.org/kadin-girisimciler-artik-daha-da-avantajli/">Kadın girişimciler artık daha da avantajlı</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kobidestek.org/kadin-girisimciler-artik-daha-da-avantajli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cips’te zirveyi kaptı, sırada kuruyemiş var</title>
		<link>http://kobidestek.org/cipste-zirveyi-kapti-sirada-kuruyemis-var/</link>
		<comments>http://kobidestek.org/cipste-zirveyi-kapti-sirada-kuruyemis-var/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 11:18:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğba Ayaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Başarı Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Başarılı İşadamlarının Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fritolay Genel Müdürü Tuncer Akgün]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncer Akgün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kobidestek.org/?p=16953</guid>
		<description><![CDATA[<p>“İnsanlar aldıkları kaloriye göre şişmanlarlar. ‘Kötü besin’ diye bir şey yok, ‘kötü beslenme’ var. Sürekli olarak aynı şeyi çokça yerseniz sizi iyi bir yere götürmez. Beslenme düzeninizin içinde fonksiyonel olduğu gibi mutluluk verici şeyler de olmalı. Yüzde 80 fonksiyonel, yüzde 20’de keyfe göre beslenirseniz bir sorun olmaz. Ürünlerimizin kişi başına tüketim gramı 750gr. Bunu 365 [...]</p><p><a href="http://kobidestek.org/cipste-zirveyi-kapti-sirada-kuruyemis-var/">Cips’te zirveyi kaptı, sırada kuruyemiş var</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“İnsanlar aldıkları kaloriye göre şişmanlarlar. ‘Kötü besin’ diye bir şey yok, ‘kötü beslenme’ var. Sürekli olarak aynı şeyi çokça yerseniz sizi iyi bir yere götürmez. Beslenme düzeninizin içinde fonksiyonel olduğu gibi mutluluk verici şeyler de olmalı. Yüzde 80 fonksiyonel, yüzde 20’de keyfe göre beslenirseniz bir sorun olmaz. Ürünlerimizin kişi başına tüketim gramı 750gr. Bunu 365 güne bölerseniz kişi başına 2 gram düşer. Bu da taş çatlasa 10 kaloridir. Beslenme ve aktivitenin belli bir denge içinde yapılması gerek. Bu denge sağlanırsa sağlık açısından bir sorun çıkmaz.”<span id="more-16953"></span></p>
<p>1986 yılında bir Türk firması olarak kurulan Uzay Gıda, 1988 ve 1993’te hisselerinin tamamını Pepsi Cola’ya sattı ve hemen bunun ardından da Frito Lay Türkiye kuruldu. Dünya tuzlu çerez pazarında birinci olan Frito Lay, 120 ülke pazarında 2.5 milyon ton tuzlu çerez satışı gerçekleştiriyor. Frito Lay Türkiye İzmit ve Tarsus fabrikalarında, İstanbul’daki genel merkezinde ve tüm Türkiye’yi kapsayan dağıtım ağında 2 binin üzerinde çalışanı ile 165 bin satış noktasında hizmet vermekte. Frito Lay Türkiye, 4 segment üzerinden üretim gerçekleştirmekte. Patates cipsi, mısır cipsi, mısır irmiği ile yapılan mısır çerezi ve pelet. Kurumun pazarda halen satışı süren 20’yi aşkın farklı ürün çeşidi bulunuyor. Satışların yüzde 38’ini patates cipsi(Lay’s, Ruffles), yüzde 34’ünü mısır cipsi ( Doritos, A La Turca) ve yüzde 27’sini mısır çerezi ürünü olan Cheetos yapıyor. Frito Lay, Türkiye’de hem küresel hem de yerel markalarıyla yer alıyor. Yazının tamamı Günseli Özen Ocakoğlu’nun “Başarı Tesadüf Değildir” adlı kitabından alıntıdır.</p>
<h3>Kökleri Anadolu’da vizyonu dünyada olan yönetici</h3>
<p>Frito Lay Türkiye Genel Müdürü Tuncer Akgün, İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun. 1992’de Frito Lay’de üretim şefi olarak işe başlar. Sırasıyla üretim müdürü, lojistik müdürü, planlama müdürü, fabrika müdürü, operasyon direktörü(Fabrika ve Tedarik Zinciri), satış ve yeni iş geliştirme direktörü olarak çeşitli kademelerde görev yapan Tuncer Akgün, Ocak 2006’dan beri Frito Lay’in Genel Müdürü olarak görevde. Akgün’ün mesleki kariyerine bu kadar ayrıntılarıyla yer vermemin bir sebebi var. Aynı kurum içinde 15 yıl farklı departmanlarda görev alan Frito Lay Genel Müdürünün üst yönetim için nasıl hazırlandığına dikkat çekmek. Elbette bu süreçte Tuncer Akgün’ün öğrenme isteğini ve sabrını da göz ardı etmemek gerek. Akgün’ün vazgeçemediği tenis ve basketbol ile uzun yıllardan bu yana çaldığı piyanosu onun iş dışı uğraşları. Son yaş gününde annesi ve kardeşi tarafından bir klarnet hediye edilince, hayatına bir de nefesli enstrüman girmiş.</p>
<p>Akgün’ün babaannesi babasının güreş tutmak yerine piyano çalmasına karar verdiğinde, aslında Akgün ailesinin hem yaşam biçimi hem de vizyonu tamamıyla değişmiş. Üç erkek kardeşin en büyüğü olan Tuncer Akgün, büyük kardeş olmanın insanın karakterini şekillendirdiğine ve sorumluluklar yüklediğine inanıyor.</p>
<p>Akgün’ün kariyer öyküsüne baktığımda mücadeleci ve sabırlı olduğunu görüyorum. Kariyer basamaklarına bakım şefi olarak başlayıp, mühendis olarak devam etmiş ve kurumun en tepesine kadar gelmiş. “Mücadeleci olmayan insana rastladınız mı bilmiyorum. Üst mevkilere mücadele edilerek geliniyor. Başka türlüsü pek mümkün görünmüyor. Bir de şunu söyleyebilirim ki zor zamanlarda daha iyi performans gösteriyorum. Zor şeylerle uğraşmak istemezsiniz ama performansınız bir kat daha yükselir. Bu da mücadeleciliği getiriyor. Aynı zamanda insanı geliştiriyor.”diyor. mücadele deyince ekliyor, “Frito Lay öncesinde bir de gemicilik maceram var. Güney Afrika’ya kadar gittim.”diyor. ilginç bir deneyim diyorum. Mücadeleyi öğrenmek için bu kadar zor bir deneyime gerek var mıydı acaba? “Denizcilik sektöründe çalışmak nasıl bir şey denemek istedim. Çok da iyi para veriyorlardı. Güney Afrika’ya kadar uzanan yolculuğum, iki buçuk ay sürdü. Geminin içi aslında bir fabrika gibidir. 125 metre uzunluğunda ve sadece motoru üç katlı bir apartman boyundadır. Gemiciliğin bana göre bir iş olmadığını anlamam uzun sürmedi. İnsan makine dairesindeyken şunu hissediyor. Birçok insanın hayatı sizin elinizde. Fırtınanın ortasında kaldığınızda makine bozulursa hep beraber ölme ihtimaliniz çok yüksek. Makine dairesinde baş sorumlu olarak sadece siz varsınız. Yanlış bir şey yaparsanız sonuçları hiç de iyi olmayabilir. Bu da insana ciddi bir sorumluluk katıyor.”diyor.</p>
<p>Mücadeleci bir kimlik için bir geminin makine dairesinde uzun bir süre geçirmek tamam ama sorumluluğu almak, öğrenmek için böyle bir şeye gereksinim var mı? “Bence vardı, çünkü iş dünyasında hiçbir şey yapmamışsınız. Aile sorumluluğu almakla, yaşama ilişkin bir risk almak çok farklı.”diyor.</p>
<p>Genel Müdür Akgün, hayattaki en önemli çıkış noktasının işten keyif almak olduğunu ve kariyerine başlarken bazılarının sıkça söylediği gibi ‘Ben büyüyünce doktor olacağım.’ Ya da ‘Zaten genel müdür olacağımı biliyorum.’gibi bir hayalinin hiçbir zaman olmadığını söylüyor. “15 yıldır Frito Lay’de çalışıyorum. 15 yılda tam saymadım ama herhalde sekiz-on tane farklı pozisyonda çalışmışım.</p>
<p>Farklılık arayışı, sürekli öğrenme arayışından kaynaklanıyor. O zaman da kendiliğinden bir takım şeyler oluşuyor. Bir sonraki pozisyonun ne olabileceğini planlamaya başlıyorsunuz. Demek ki kurumun tepesine tırmanmak isteyenler, değişimden korkmayacak hatta önüne geçip önce değişecek diye düşünüyorum.</p>
<p>Akgün’ün anlatımıyla Frito Lay’de sürekli olarak kariyer planlama toplantıları yapılmakta. Bunun amacı, insanları geliştirmek ve bir yere hazırlamak. Bu nedenle görevi anlatmak yerine uygulamada öğrenmesi için sürekli olarak departman ve görev değişikliği yapılmakta. Bu kurumun öğrenme ve öğretme biçimi. Tuncer Akgün’ün bu anlamda en radikal değişikliği 2000 yılında kendisine teklif edilen satış departmanı yöneticiliği. Tuncer Akgün’ün bu süreç için farklı bir yaklaşımı var. Sürekli üst makama doğru yürütülür ama o bu yürüyüşten keyif almayı, geldiği bir üst makamda olmaktan daha çok önemser.</p>
<h3>Tanımıyormuşuz, PepsiCola’da neler oluyormuş?</h3>
<p>“Anlayış olarak çok sağlam bir şirket. Marka değeriyle de 100 milyar dolarlık bir şirket. Ana kolları olarak Pepsi Cola, Frito Lay,Quaker markası altında bir de Tropicano’dan oluşan meyve suları ve spor içeceklerinden oluşan bir ürün grubu var. Bunların içinde ciro olarak Pepsi Cola’ya en büyük katkıyı Frito Lay sağlamakta. Frito Lay bütün şirketin yüzde 55-60’ını oluşturuyor. En önemli farkı insan kaynağına verdiği değer. Her sene performansımız değerlendirilir. Hedefler belirlenir. İşle ve insanlarla ilgili hedefler verilir. Yüzde 50 işle ilgili, yüzde 50 insanla ilgili hedeflerinizle yaklaşım şirketin odağını gösteriyor. Yöneticiyseniz; kriterleriniz, departman içinde oluşturduğunuz kültür, size bağlı çalışanları geliştirme potansiyeliniz ve şirket içindeki diğer fonksiyonlarla ilgili nasıl sonuç aldığınızdır. Konu tamamen kişisel değerlerinizle ilgili.”diyor.</p>
<p>Aslında evde yapılıp yenebilecek atıştırmalıklar yerine neden Frito Lay ürünleri alınsın ki! “Bu lezzet çok farklı.”diyen Akgün ürünün paketlenme sürecine kadar geçen zahmetli süreci de şöyle anlatıyor; “Toplamda 150 bin kişi çalışıyor ve dünyanın her yerinde PepsiCo var. Sanırım 170 küsur ülkede iş yapıyor. Bizim operasyonumuzda bulunduğumuz ülkede üretici olmamız gerekiyor. Fabrika kuruyorsunuz. Satış teşkilatınızı kuruyorsunuz. Kola öyle bir şey değil. Kolalı içecekler konsantre üretiyor, şişeleyici buluyor ve ülkelere giriyorlar. Henüz Türkiye’ye yayılmamış ürün konseptlerine de sahibiz. A la Turca ise bizim gururumuz. Satışları diğer markalar kadar olmasa da iyi ürün için iletişim çalışmalarımıza yeniden başlayacağız. Yeniliklerle geliyoruz.”diyen Akgün, Frito Lay Türkiye’ye ilişkin bilgi de veriyor.</p>
<p>Frito Lay ürünleri için zahmetli üretim demiştim, yanılmamışım. “Dertli bir konu bu. Davulun sesi uzaktan hoş gelir, misali işe girdiğinizde bakıyorsunuz ki bir tarafta mükemmel bir satış organizasyonu, bir tarafta tarımsal olarak uğraşmamız gereken başka bir konu var. Türkiye’de öyle bir çiftçi nüfusu yok, yani gidip anlaşma yapıp da patatesi alayım diyemiyorsunuz. Tohumu getirtiyoruz, eğitim veriyoruz, gübresi, ilacı derken oldukça uzun bir süreç. İnsanları sürekli eğitiyor ve tedarikçi yetiştiriyorsunuz.”diyerek bir anlamda bu konudaki ihtiyaçlarını da dile getirmiş oluyor.</p>
<p>Türkiye’deki en iyi üç satış organizasyonu içinde Frito Lay’de var, diyen Akgün; “Çok geniş bir ağa sahibiz. Türkiye’deki bütün noktaların yüzde 85’ine servis veriyoruz. Her bir satış elemanının gitmesi gereken noktalar var. Saatlik olarak ziyaret ederler. Şirket patronları bazen bu çok önemli noktayı göz ardı ediyor. O da FMSC (Hızlı Tüketilen Ürünler) gibi bir işe giriliyorsa satış ağının ne kadar kuvvetli olması gerektiğini bilmeleri gerekliliği. Satış ağı yeterli olmadığı için dağılan bir sürü şirket var.”diyor.</p>
<p>Tuncer Akgün Frito Lay Türkiye’nin Genel Müdürü olarak operasyonlarından oldukça emin gözüküyor. Acaba bu güveninin altında pazardaki konumlarına olan inancı mı yatıyor? “Aslında Craft var ama biz Pazar lideriyiz. Rakiplerimiz sadece kendi kulvarımızda değil başka kategorilerdeki ürünlerle de rekabet ediyoruz.”diyen Akgün; simit, börek, poğaçyla da rekabet ettiklerini söylüyor. “Sonuçta onlar da ‘snacks’ yani öğün arası ürünler.”diyor. abur cubur yani, diyorum. Abur cubur demeyelim, diyor. Haksız da sayılmaz. Abur cubur, işe yaramaz, kilo aldıran ve mide dolduran yiyecekler gibi geliyor kulağa. Hele obbezite ile birlikte anıldığını da düşünürsek!</p>
<p>“Bizim ürünlerimiz insanları mutlu eden ürünler. Bunun dışında hijyen ve kalite tarafımız çok kuvvetli. Ayrıca obezite ile birlikte anılmak da haksızlık. Bir kere insanlar aldıkları kaloriye göre şişmanlarlar. Kötü besin diye bir şey yok, kötü beslenme var. Mesela Cheetos kızarmış değil fırınlanmış bir ürün. Koruyucu suni katkı maddesi yoktur. Biz sadece gurur duyacağımız ürünleri satarız.”diyor Frito Lay Genel Müdürü.</p>
<h3>Sular artık gelişmekte olan ekonomilere doğru akıyor</h3>
<p>“Dünyadaki trendler itibariyle gelecek olarak iyimserim. Şöyle bir trend var. Artık yabancı sermaye elişmekte olan ekonomilere doğru akıyor. Büyük şirketler büyümek zorunda. Gelişmiş ülkeler şirketlerin büyüme oranının altında kalıyor. Türkiye’deki orana baktığımızda ise pazarın yüzde 15-20 oranlarında büyüdüğünü görüyoruz. Afrika’ya gitmek ise çok riskli. Demokratik ortamı sağlanmış bir ülke yabancıların yatırımı için çok uygun. Ben bardağı yüzde 80 dolu gören biriyim. Çok hızlı büyümeye devam edebiliriz. Bu nedenle yabancı firmalar Türkiye’ye angaje oluyorlar. Mesela Frito Lay’in yeni fabrika yatırımı 32 milyon dolar. En başta 50 milyon dolarlık yatırımı vardı. Toplamda 100 milyon doların üzerine çıkan bir yatırım yapıldı.”diyen Frito Lay Genel Müdürü Tuncer Akgün kendi kariyeri için başka ülkeler olabilir diyor. Kurumsal olarak ise, “Çocuk ürünü olarak başlamıştık, gençlik ürünü olduk. Önümüzdeki süreçte ürün çeşitliliği yapmayı da planlıyor ve kuruyemiş için araştırmalarımızı yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde kuruyemiş pazarında da yer alacağız. Çok başarılı olacağımızı düşünüyorum. Pazarlamayı da çok iyi bildiğimizi söylemek abartı olmaz.”diyor.</p>
<p>Giderek daha çok sayıda insanın hayatının bir parçası olarak ürünlerini tükettiğini söyleyen Akgün, marka bağımlılığı yarattıklarını düşünüyor. İnsanların aklına gelen ilk markalardan biri olduğunu söyleyen Tuncer Akgün “Bir numaralı marka Doritos ve ilk beş marka da bizde.”diyor</p>
<p><a href="http://kobidestek.org/cipste-zirveyi-kapti-sirada-kuruyemis-var/">Cips’te zirveyi kaptı, sırada kuruyemiş var</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kobidestek.org/cipste-zirveyi-kapti-sirada-kuruyemis-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın girişimciler, sanal pazarda çok iddialı</title>
		<link>http://kobidestek.org/kadin-girisimciler-sanal-pazarda-cok-iddiali/</link>
		<comments>http://kobidestek.org/kadin-girisimciler-sanal-pazarda-cok-iddiali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Apr 2012 12:03:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğba Ayaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[başarılı kadın girişimciler]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaret Taktikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ev hanımlarına evde iş imkanı]]></category>
		<category><![CDATA[İnternetten Para Kazanmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Girişimciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kobidestek.org/?p=16914</guid>
		<description><![CDATA[<p>Çok değil birkaç yıl öncesine kadar kadınlarımız el emeklerini mahalle pazarlarında, kermeslerde yada kendi mağazalarında sergileyebiliyorlardı. Oysa kadınlarımızın bilgisayar ve internet ile tanışmasından sonra satışlarını gerçekleştirebilecekleri yeni bir alan olduğunu fark ettiler. Ve son bir buçuk yıldır internet üzerinden satışlarını gerçekleştiriyorlar. 2009 yıllında % 20 olan kadın internet kullanıcısı 2011 itibari ile %15 artış göstermiştir. [...]</p><p><a href="http://kobidestek.org/kadin-girisimciler-sanal-pazarda-cok-iddiali/">Kadın girişimciler, sanal pazarda çok iddialı</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok değil birkaç yıl öncesine kadar kadınlarımız el emeklerini mahalle pazarlarında, kermeslerde yada kendi mağazalarında sergileyebiliyorlardı. Oysa kadınlarımızın bilgisayar ve internet ile tanışmasından sonra satışlarını gerçekleştirebilecekleri yeni bir alan olduğunu fark ettiler. Ve son bir buçuk yıldır internet üzerinden satışlarını gerçekleştiriyorlar. 2009 yıllında % 20 olan kadın internet kullanıcısı 2011 itibari ile %15 artış göstermiştir. Bu oranlarda da anlaşıldığı gibi e-ticaret girişimci kadınlarımızın gözdesi olmaya başlamıştır.<span id="more-16914"></span></p>
<p>E-ticaret sistemi ile bir çok kadının artık kendine ait bir sanal mağazası mevcuttur.Ev hanımları , çalışan hanımlar , satış yapan ancak işyeri sahibi olmayanlar sanal mağaza yolu ile ürünlerinin satışını gerçekleştirebiliyorlar . Türkiye ‘de sanal ticarette güvenlik sistemlerinin artması ve örnek alabilecekleri e-ticaret sitelerinin bulunması da kadın kullanıcıların sayısının artmasına sebep olmuştur . Sanal mağazacılığın kadınlar arasında kısa sürede bu kadar büyümesinde sadece bu sebepler yok tabi… Düşünün ev hanımlarını , kimileri el işleri incik boncuk türü, kimileri de örgü dantel türü şeyler yapıp satmaya çalışır . Ama bu satış çok kolay olmaz eş dost tanıdıklar alır ve en kolay satış onlarla gerçekleştirilir . Bir de pazarda satışı düşünün tek başınıza nasıl götüreceksiniz , nasıl başında duracaksınız , güvenliği yok riski fazla ve çokta yorucu olduğunu düşüneceksiniz ve bir iki deneme sonrası vazgeçeceksiniz . E-ticaret sisteminde ise evlerinden çıkmadan ev bütçesine katkıda bulunabilecekler . Sanal mağazacılığın faydası sadece ev hanımlarına özel değil tabi ki bir çok avantajı mevcuttur. Örneğin;</p>
<ul>
<li>Farklı şehirlerdeki hatta diğer ülkelerdeki alıcılara ulaşabilirsiniz</li>
<li>Maliyetlerin daha az olması</li>
<li>Evden çalışma rahatlığının olması</li>
<li>Dükkan giderlerinin olmaması</li>
<li>24 saat satış yapabilme fırsatı</li>
<li>Görsel zenginliğin ve çeşitliliğin fazla olması</li>
<li>Stressiz bir ortamda çalışma fırsatı</li>
<li>Ulaşım probleminin olmaması</li>
<li>İstediğiniz yer ve zamanda satış yapabiliyor olmanız</li>
<li>Ailenize ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırma fırsatınızın olması</li>
<li>Ev işlerinize vakit ayırmanızda herhangi bir engel olmaması</li>
</ul>
<p>Sanal mağazacılığın avantajlarının fazla olmasının yanında dezavantajları da mevcuttur . Örneğin ;</p>
<ul>
<li>Ülkemizde müşteriler alacağı ürünü yakından görmek ve dokunmak isterler</li>
<li>Kargo ve ulaşım organizasyonunu çok iyi yapamaz iseniz sıkıntı yaratabilir</li>
<li>Ürünlerin kopyalanması</li>
<li>Ürüne talep artıkça stoklarınızı artırmanız gerekecek bu durumda depo temin edilmesi gerekmektedir</li>
<li>Satıcı ve alıcının yüz yüze görüşme fırsatının olmaması</li>
<li>Ne kadar sanal ortamda güvenlik sistemleri artırılmış olsa da internet ortamında alışverişe güven duyulmaması</li>
</ul>
<p>Yeniliklere kolay alışabilen bir toplum olmadığımızı düşünürsek son bir kaç yılda e-ticaret sisteminde çok ilerlediğimizi düşünebiliriz .</p>
<p><a href="http://kobidestek.org/kadin-girisimciler-sanal-pazarda-cok-iddiali/">Kadın girişimciler, sanal pazarda çok iddialı</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kobidestek.org/kadin-girisimciler-sanal-pazarda-cok-iddiali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çok çalışıyoruz çünkü henüz ikinciyiz</title>
		<link>http://kobidestek.org/cok-calisiyoruz-cunku-henuz-ikinciyiz/</link>
		<comments>http://kobidestek.org/cok-calisiyoruz-cunku-henuz-ikinciyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 08:30:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuğba Ayaydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Başarı Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Başarı Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cüneyt Türktan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kobidestek.org/?p=16876</guid>
		<description><![CDATA[<p>“Hayatım boyunca kendime düstur edindiğim şeyler oldu. Bunlardan biri de Vehbi Koç’un hayatıyla ilgili okuduğum kitaplardan etkilendiğim birkaç ilkedir. Koç kitabında diyor ki; yönetici ortalıkta görünmez, işiyle görünür. Bu bence de çok doğru bir ilke. İkinci söylediği şey ki bu daha çok ekonomik yapılanma ve büyümeyle ilgilidir. Bayilik örgütü meselesi. Kendisi bu konuya çok önem [...]</p><p><a href="http://kobidestek.org/cok-calisiyoruz-cunku-henuz-ikinciyiz/">Çok çalışıyoruz çünkü henüz ikinciyiz</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Hayatım boyunca kendime düstur edindiğim şeyler oldu. Bunlardan biri de Vehbi Koç’un hayatıyla ilgili okuduğum kitaplardan etkilendiğim birkaç ilkedir. Koç kitabında diyor ki; yönetici ortalıkta görünmez, işiyle görünür. Bu bence de çok doğru bir ilke. İkinci söylediği şey ki bu daha çok ekonomik yapılanma ve büyümeyle ilgilidir. <strong>Bayilik</strong> örgütü meselesi. Kendisi bu konuya çok önem verilmesi gerektiğini düşünen birisiydi. Ben de bayilik yapılanmasının iş hayatında çok önemli olduğunu düşünüyorum.”<span id="more-16876"></span></p>
<p>Türkiye 1994 yılında Turkcell ve Telsim ile başladığı mobil yolculuğa 2001 yılında Avea’nın da girmesiyle üç mobil ve bir sabit olmak üzere dört operatörle devam ediyor. Dünya mobil pazarının önümüzdeki dört yıl içinde 880 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilirken, Türkiye mobil pazarının aynı süre içinde 10 milyar dolar olacağı öngörülüyor. Pazara en son giren ancak seçtiği pazarlama stratejisi gereği en agresif yaklaşımı benimseyen Avea, Telekom’da öncü olma söylemiyle dikkat çekiyor. Bugün Avea’nın başında Türkiye’nin ilk GSM operatörü Turkcell’in yaklaşık sekiz yıl genel müdürlüğünü yapan Cüneyt Türktan var.</p>
<p>Türktan, bankacı bir babanın oğlu bu nedenle de öğrenimi boyunca sık sık yer değiştirmişler. İlköğretimini Ankara, İstanbul arasında sürdürmüş. Kadıköy Moda’lı olmak onun için önemli. ODTÜ Mühendislik Fakültesini kazanmış ancak yatay geçişle lisansüstü eğitimini de yaptığı Boğaziçi Üniversitesine devam etmiş. Yazının tamamı Günseli Özen Ocakoğlu’nun “Başarı Tesadüf Değildir” adlı kitabından alıntıdır.</p>
<p>“İyi sayılırdım ama dört dörtlük bir öğrenci değildim. Okul içi sosyal faaliyetlere katılırdım ama not ortalamasını da tuttururdum.”diyen Cüneyt Türktan bana göre işini yaparken okuldaki söyleminden farklı bir kimlikte. Türktan, GSM sektöründe oldukça iddialı.</p>
<h3>Vehbi Koç, Babam ve diğer başarılı yöneticiler…</h3>
<p>Okul bitince henüz yeni evli Tüktan çifti Amerika’ya gider. 1985 yılına kadar da New York’ta yaşarlar. Dönüşte bankalar ve yabancı şirketler için 1988’e kadar danışmanlık yapar. Bu onun için Türkiye piyasasını tanıma fırsatıdır. 1988’de Inter Bank’a geçer ve bankanın Kurumsal Finansman ve Yatırım sürecini geliştirir. Olaylara her zaman farklı bakması gerektiğini bildiğinden tipik bir bankacı olmaz. Özelleştirme İdaresi’nde edindiği deneyim onun halkla arzlardaki başarısını sağlar. Pepsi Cola’da işin pazarlama ve satış tarafını görür. O güne kadar da edindiği finans deneyiminin üzerine pazarlamayı da edinir. 1994’te Turkcell’e davet edilir. Pek çok kişi bunun doğru seçiş olmadığını düşünse de Türktan kararını verir ve Turkcell’e geçer.</p>
<p>İş dünyasındaki başarılı insanların yönetim biçimlerini izlemeyi, haklarında yazılanları okumayı hiç ihmal etmez. Vehbi Koç’un hayatından ve söylemlerinden etkilenirken, başarılı bir bürokrat olan babasını da daha çocukluğundan beri izlemekten de geri durmaz. New York’ta çalıştığı yıllarda zamanı yönetmeyi ve hızlı çalışmayı öğrenir. Bu deneyim Cüneyt Türktan’ın tüm iş hayatındaki iş yapış biçimini etkiler. Avea’daki çalışmalarında da özellikle müşteriye zaman konusunda hızlı şekilde dönüş yapmak konusunda önem verir.</p>
<p>Türktan, Riyad merkezli Saudi Oger Grubu’nun Romanya operasyonunda üç yıl çalışır. Oger, Türk Telekom’un hisselerini alınca Türkiye’ye döner ve Aycell ile Aria’nın birleşiminden oluşan A ve A’da yani Avea’nın başına geçer.</p>
<h3>Sektörde kullanıcı rakamları çelişiyor, neden?</h3>
<p>“sektördeki penetrasyon şu anda yüzde 75’lerde. Elbette bu yüzde yüz de olacak ama yüzde yüz deyince bugün 70-75 milyon kişinin mobil telefon kullanıyor olması akla gelmemeli. Bazı kullanıcılarda üç veya dört telefon kartı var. Bugün baktığımız zaman 60 milyon üstü abone var. Gerçek olarak baktığımızda bugün 45 milyon insanın tahminimce iki-üç kartı var. O yüzden de penetrasyon çok yüksek çıkıyor. Önümüzdeki üç sene içinde 15 milyon abone olabilecek kullanıcı var.”diyen Türktan, hem çelişkili rakamların nedenini hem de mobil kullanıcı sayısının artacağına olan inancını dile getiriyor.</p>
<p>Avea Türk Telekom ile birlikte aynı grupta yer alan Oger Telecom ve İş Bankası birlikteliğinin içinde yer alıyor. GSM operatörü olarak en son pazara girdiklerinden hem pazarlama stratejilerinde hem de teknolojik yatırımlarında baskın bir strateji izliyorlar. Cüneyt Türktan’ı basında genellikle Avea’nın teknolojik yatırımlarını açıklarken izliyoruz. Bu yaklaşım bulunduğu grubun yaklaşımı mıdır yoksa bu Türktan’ın karakterinden mi kaynaklanıyor?</p>
<p>“Pazara giren üçüncü operatörseniz tabi ki farklı bir durum yaratmak zorundasınız. 1994 yılında Turkcell ve Telsim piyasaya girmiş. Avea ise tam on sene sonra sektöre girmiş. 2006’da Avea’nın bütün baz istasyonları yenilendi. Ben her zaman teknoloji konusundaki üstünlüğümüzü ortaya koymak gerektiğini düşünürüm. Müşteriyi de memnun etmek gerekiyor. Biz çok çalışıyoruz çünkü ikinciyiz. Ama eğer üçüncü, dördüncüyseniz daha da çalışmanız gerekiyor.”diyen Türktan, Avea’nın konumlanacağı yer hakkında da ipucu vermiş oluyor.</p>
<p>Tekdüze bir hayattan hoşlanmayan Avea Genel Müdürü Cüneyt Türktan, işini yaparken de tekdüzelikten hoşlanmıyor. Ülke dışında da uzun yıllar çalıştığından koşullara uyum sağlamakta hiç sorunu olmadığını dile getiriyor. Kendisini işleri toparlama misyonu olan kişi olarak tanımlayan Türktan’a ülkeye dışarıdan bakınca nasıl görünüyor diye soruyorum?</p>
<p>“Bu benim çelişki yaşadığım bir konudur. Romanya benim dönemimde bir geçiş yaşıyordu. O geçiş döneminde bile oradan gördüğüm ilk şey, Türkiye’nin dünyadan kopuyor olmasıydı. Bizde yüzde 50 verimsizlik yaşanmakta. Planlanmayan ve beklenmeyen işlerle uğraşma oranımız çok yüksek. Romanya’da ben bütün dünyayla entegreydim. Bütün konferanslara gidebiliyordum. Şimdi bunu önceden planlamam olanaklı değil. Bizde pilanlamadan ‘hemen yapalım’ın maliyeti çok daha fazla. Aslında ‘hemen yapalım’ yerine ‘beş gün sonra yapsak daha verimli’ ilkesini benimsemeliyiz.”diyor.</p>
<h3>Avea’da işler zor olacak kehaneti tuttu mu?</h3>
<p>Avea’da işler 2005 yılında çok zor olacak denmişti. Ancak 2005 ve 2006 hedeflerini tutturduklarını, 2007 için de tutturacaklarını söylüyor. Bunda planlamanın çok büyük etkisinin olduğunu söyleyen Avea Genel Müdürü, “Benimle çalışmak o kadar kolay değildir. Belirli şeylerin zamanında yapılmasını isterim.”diyerek hedef odaklı bir yönetim anlayışı olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>Mobil artık sadece bir telefon değil ve pek çok alanda çok etkili kullanılmaya başlandı. Değişim öyle hızlı ki, GSM operatörlerini neler bekliyor daha doğrusu tam tersi onlar bizi nereye taşıyacaklar?</p>
<p>“Mobil sesle başladı SMS’le devam ediyor. Fakat şimdi hayatımızda hızlandı. Hızlı olmayan internet bağlantısından sıkılıyoruz. Eğer bağlantınız hızlıysa ofisinizde oturmaya gerek de kalmıyor. Biz de hız ihtiyacını görüyor ve yeni yatırımımızla Türkiye’nin her yerine yeni alt yapı sistemi kuruyoruz. Bu bana göre geleceğin kullanımında sesin yanında datanın da kullanımını getirecektir. Bu da mobil hizmetlerden alınacak payı büyütecek. Hizmetinize hızı da ekleyebildiğinizde tercih edilirsiniz. Diğer yandan katma değerli servislerinizin de geliştirilmesi gerekiyor. Örneğin, bankacılık işlemlerinin elektronik imzayla cep telefonuna yapılması bu kategoriden bir üründür. Görüntüye gelince, insanlar evlerindeki televizyonlarını büyütürken telefonundan ne kadar fil seyredebilir ki sorusunu soruyorum. Bu bir tartışma konusu ama film kısa metrajlı olabilir veya bir golün tekrarı seyredilmek istenebilir.</p>
<p>Şimdi dünyada 3G mobil servisler konuşulmakta. Bu aslında hızlı data kullanımı ve görüntülü telefon kullanımı demek, yani hızlı internet erişimiyle bankacılık ve finansal işlemlerinizi kolaylıkla yapıyor olmanız anlamına geliyor. Bu sizi, bankaya gidiyor olmaktan, devlet dairesinde bekliyor olmaktan kurtaracak, zaman kazandıracak, diyor.</p>
<p>Bütün bunlar tüm GSM operatörleri için sunulabilir hizmetler ise kullanıcılar neden Avea’yı seçsinler diye düşünüyor ve soruyorum. “Bu önemli bir soru tabi. Seçtirmek için alt yapınızın kaliteli olması gerekiyor. Avea olarak alt yapı yatırımlarımızı çok önemsiyoruz. Müşterinin bize, bizim müşteriye kolaylıkla ulaşabiliyor olmamız, problemi çözüyor olmamız gerek. Ayrıca bayi örgütü ile çağrı merkezinin ve müşteri hizmetlerinin birbirini tanımlayan fonksiyonlarının olması gerekiyor. Bütün bunların dengeli olması gerekiyor. Eğer bunu başarırsanız müşteri eninde sonunda sizi seçer. Kaliteli ve ucuz konuşturmak da seçim kriterlerinden biri.”diye yanıtlıyor.</p>
<h3>GSM sektöründe rekabet daha da kızışacak gibi gözüküyor. Peki, seçim sonrası GSM pazarında neler bekleniyor?</h3>
<p>“Demokratik bir seçim geçirdik. Seçimden sonra herkes hayatına devam etti. Eylül 2007’de 3G’nin lisans hakları verilecek. Seçim öncesinde de ‘Aman kriz olur yatırım yapmayalım’ gibi anlayışımız yoktu. Türkiye dışarıda her alanda ileriye gidecek ve yatırım fırsatı yaratacak bir ülke olarak görülüyor. Sektör olarak da şunu söyleyebilirim. Ulaştırma Bakanlığı benim gördüğüm en çalışkan kurum. Sektöre katkısı olan bir bünye kurdu. Bizim ortağımızın devlet olmasından dolayı söylemiyorum ama bakanlık, bilişim teknolojisine çok önem verdi. Ancak 3. Jenerasyona mal ve hizmet satacak üçüncü partilerin araştırma geliştirme laboratuarını kurması gerekiyor.” Diyen Türktan, yeni teknolojilerin yeni iş hayatı yaratacağına dikkat çekiyor.</p>
<p>GSM operatörlerini gelecekte bekleyen konulara ilişkin ise: “ Serbest rekabetin gelebilmesi için, ara bağlantı tarifelerinin düşürülmesi gerektiğine inandığını, çünkü sayısal anlamda abonesi az operatörün bu süreçte zarar ettiğini söylüyor. Bu arada Avea’nın abonesinin diğerlerine göre az olmasının ve Avea abonelerinin ağırlıklı olarak yurt dışı görüşmeleri yapmalarının kendilerini zorladığını da sözlerine ekleyen Türktan, AB kriterlerinin de bunu öngördüğünü ifade ediyor.</p>
<p>Numara taşınabilirliğinin önemli bir konu olduğunu düşünen Avea Genel Müdürü, kullanıcının kendi isteği ile avantajlı bulduğu GSM operatörüne geçmesinin gerektiğine inandığını ifade ediyor.</p>
<p>“3. Jenerasyonun daha ülkemizde uygulanmaya geçmeden dışarıda 4. Jenerasyonun çalışmalarına başlandı. Ayrıca IP geniş tabanlı alt yapıların kurulması meselesi de var. Çalışmalar sürdürülüyor. Diğer şebekelerle birlikte iyi bir koordinasyon yürütüyoruz. Ne kadar rakip olsak da bir araya gelip konuşabiliyoruz. Sektörün güzelliği de burada. Hepimizin amacı daha da iyi hizmeti götürebilmek. Mesela Avea bu sektöre rekabet getirmiştir. Vodafone da rekabet getirdi. Bunlar müşteriye yarıyor. Kalitesiz rekabet yapma durumu yok elbette.”diyen Cüneyt Türktan, seviyeli rekabetin gereğine de inanıyor.</p>
<p>Rekabette Avea’ya avantaj kazandıracak unsurlardan birisi acaba Türk Telekom’la kardeş şirket olması olabilir mi? Soru zor ve çetrefilli ama Avea’nın Genel Müdürü yanıtlıyor; “Şimdi serbest rekabet içinde bu avantajımızı kullanma çalışmalarımız var. En önemli nokta, fiks mobil dönüşüm denilen konu. Türk Telekom’la birlikte çalışıyoruz. Kişilerin artık tek bir numarası olacak. Evinde sabit olan dışarıda mobille konuşabilecek. Burada rekabet çerçevesinde kurallar oluşacak. Türk Telekom’un altında mobil bir operatör var ama diğerlerinin de eşit şartlarda olması gerekiyor. Şimdilerde diğer GSM operatörleri de sabit telefon yatırımları yapıyor. Yani önümüzdeki üç seneye baktığımızda serbest rekabet içinde onlarda benzer hizmetleri sunabilecekler diyorum.”</p>
<p>Cüneyt Türktan ile yaptığım söyleşide en çok tekrarlanan iki kelime, zaman ve hız. Ben de zamanı doğru kullanıp söyleşiyi hızla tamamlıyorum ve son soru olarak Avea’nın geleceğinde neler olacak diye soruyorum.</p>
<p>“Geliştirdiklerimizi ve servislerimizi dikkate aldığımızda niye birinci olmayalım. Amacımız adım adım ilerleyerek büyümek.” Diyor. Avea’nın en yetkili ağzından en iddialı cümle konuşmanın sonunda geliyor. İlgililere duyurulur!</p>
<p><a href="http://kobidestek.org/cok-calisiyoruz-cunku-henuz-ikinciyiz/">Çok çalışıyoruz çünkü henüz ikinciyiz</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kobidestek.org/cok-calisiyoruz-cunku-henuz-ikinciyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

