Etkili bir lider misiniz?

Ekip başarısında etkili olan onlarca faktör sayılabilir. Bununla birlikte tüm faktörler içinde biri var ki, hem diğer faktörlerin hem de ekibin başarısını topyekun değiştirebilir: Doğru lider…

Her iş liderde biter

Bir askeri birliği yönetmekle bir şirketi yönetmek arasındaki paralellikler bana hep ilgi çekici gelmiştir. Yaklaşık iki yıl önce, ABD’de yayınlanan Fortune dergisi ilginç bir dosya yayınlamıştı. Irak’ta savaşan askerler memleketlerine döndüklerinde işleri hazırmış. Özel bir şirkette ve ordudan aldıklarının oldukça üzerinde bir maaşla işe başlıyorlarmış. Neden mi? Subay ve ast subaylar, Irak cephesinde, çok zor koşullarda ekip yönettikleri, erler ise çok zor koşullarda bir ekibin parçası olmayı başardıkları için…

Dünyanın en hızlı karar vericileri: Brokerlar Peki Irak cephesindeki askerlerden yola çıkarak size bir soru… Meslekleri icabı dünyada en hızlı karar verenler kimlerdir? Askerler mi?

Hayır! Onlardan daha iyileri var: Brokerlar Amerika’da bir amiral, brokerlar ile seçkin bir birliğin subaylarını, hızlı ve doğru karar almanın önemli olduğu bir simülasyona sokmuş. Brokerlar, askerleri, iki ayrı yarışmada da yenmişler. Aslında sonuç normal. Brokerlar, günde belki birkaç yüz kez hızlı karar alıyor. Askerler ise, savaş olmadıkça, ancak yılda birkaç kez, o da tatbikatlarda…

İyi komutan her koşulda kazanır

Philip Durado’nun 60 Saniyelik Lider kitabında Amerika’nın eski genel kurmay başkanlarından General Colin Powell’ın son derece ilginç bir anısı yer alıyor. ABD ordusu tatbikatlarda oldukça fazla atış yapıyor bu da ciddi maliyetlere neden oluyormuş. Ordunun eğitim teknisyenleri, optimum noktaya ulaşmak için ne kadarlık bir cephanenin yeterli olabileceği konusunda çalışma yapmışlar. Simülasyonlar hazırlanmış. Buna uygun olarak tank taburlarından birine istediği kadar atış yapma yetkisi verilmiş. Bir diğerine ise zamanı daha rahat kullanma…

Sonuç ne olmuş biliyor musunuz? Powell’ın ağzından verelim: “Bu testin sonucu, beklediğimizden çok farklı oldu. En iyi performansı gösteren taburlar, en iyi komutana sahip olanlardı. İyi bir komutan, askerlerini, hangi koşulda olursa olsun üstün gelebilmeleri için motive etmeyi biliyordu.”

Bir e-posta yeterli olabilir

Amiral Abrashoff’dan daha önce bahsetmiştim. Amerika’nın yetiştirdiği en ünlü subaylardan biri. Onu ünlü yapan, “Donanmanın en İyi Kahrolası Gemisi’nden Yönetim Teknikleri” adlı kitap. Abrazhoff, donanmanın en zayıf performanslı en düşük motivasyonlu savaş gemisi olan Benfold’u kısa bir süre donanmanın en iyi gemisi haline getirmiş.

Abrashoff, Amerikan donanmasının her yıl Pasifik Filosu’nda yer alan savaşa iyi hazırlanmış gemiye verilen Spokane Trophy ödülünü almış. Hikâyeyi anlatması için sözü kendisine veriyoruz: “Ödül alacağım açıklandıktan sonra üstüm olan amiral bana teşekkürlerini belirten bir e-posta göndermişti. Fakat şımarmamam konusunda beni uyarmıştı. Onun gemisi Atlantik Filosu’nda aynı düzeyde başka bir ödül kazanmakla kalmamış aynı zamanda donanmanın topçulukta o güne kadarki en yüksek puanını almıştı: 105 üzerinden 103.6. Abrashoff’a da ‘Benim topçuluk puanımın üzerine çıkmadığın sürece senden gelecek hiçbir zırıltıyı duymak istemiyorum’ demişti.” İki hafta sonraki yarışmada Abrashoff’un gemisinin aldığı puan 103 üzerinden 104.4 idi. Yeni şampiyon topçular onlardı.

Peki Abrashoff bunu gerçekleştirmek için ne yaptı? Tek bir şey: Amiralden gelen e-postayı topçulara göndermişti. 310 kişilik bir geminin kaptanı olan Mike Abrashoff kendisinin büyük bir kuruluştaki orta kademe yöneticiyle eşdeğer bir konumda olduğunu ve etrafının yönetici katmanlarıyla ve 225 yıllık Donanma kurallarıyla sarılmış olduğunu belirtiyor. Buna rağmen, birçok kuralı yıkmış ve yeni uygulamalara öncelik etmiş.

Arabanızı evde bırakın

Orduya en çok benzeyen kurum polis. Çarpıcı bir liderlik öyküsü de onlardan dinleyelim:

New York’un Efsanevi Belediye Başkanı Giuliani’nin göreve geldiği dönemden bahsediyoruz. Bu dönemde, New York Polis Departmanı 1990’larda, iki yılda Amerika’nın en iyi polis örgütü konumuna yükseltmeyi başardı. Bunun nedeni Emniyet Müdürlüğü’ne farklı anlayışta birinin, William Bratton’un getirilmesiydi. ‘Sıfır tolerans’ uygulayarak 35 bin polisi, yaptıkları her şey konusunda fikirlerini değiştirmek için motive etmişti.

Bratton ilk adım olarak bütün üst düzey memurları toplayarak onlara bundan sonra işe metroyla gelmelerini emretti. Metroyu kullanan polisler, saldırgan dilencileri, turnikelerin üzerinden atlayıp geçen gençlik çetelerini gördüler ve bunların bir daha yaşanmaması için çözüm üretmeye başladılar. Şimdi kahramanların polis olduğunu unutalım. Büyük bir firmanın yöneticileri olduğunu farz edelim. Bir sabah bayilerde ne olup bittiğini öğrenmek için baskın yaptıklarını düşünelim.

Ne dersiniz… Ordu, polis ya da şirket… Benzerlik şaşırtıcı ama hiç fark etmeyen bir şey var. Her iş liderlikte bitiyor.

Kaynak: kigem

Paylaş!

Düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

css.php